Overcoming the language barrier

Farah is 41 years old woman; she escaped her country Syria and took refuge in neighboring Turkey 6 years ago to marry a Turkish man. Farah shares her story, describing the social difficulties she faced within her entourage and how she overcame the language barrier in particular.  

“I lived in a small village on the borderline of Turkey-Syria before coming here. The entire village decided to leave for Turkey due to the intensification of war and the poor living conditions. 

I came to Turkey to join a Turkish husband in an arranged marriage.   I have never met nor even talked to my husband before; he was my only opportunity to live a decent life and secure a brighter future. 
I was crossing the river to Turkey at sunrise, but it was still dark, this is where I met my husband for the first time. I couldn’t speak Turkish; he couldn’t speak Arabic and we were both afraid of being caught, eventually we managed to cross. Language was the first social barrier I faced, it is like we had no voice to speak, we communicated using sounds and our body language. 

It is even through an interpreter that we took our vows and got married, and I kept on thinking, what shall i do when the interpreter is gone?
it was too late to think about this now, I was already married. 

I felt so lonely and lame at home. I couldn’t speak, I couldn’t understand, I literally felt that I am dispensable here. I felt despaired because simply I couldn’t speak Turkish, I couldn’t talk to anyone, not even my husband. 

My husband’s family came often to visit, however no one offered to teach me Turkish, nor even tried to connect with me. There were times when I didn’t say a word for few days, nor did my husband. I lost my voice and I felt total loneliness amongst a family of 27 members. 

One day, I was taking a walk with my husband when I saw a banner offering Turkish language courses for free, it was written in Arabic, I got so excited. 
With my husband’s blessings I registered in the language course and started attending regular classes. This is how I met RET and UN Women Tukey.

I was so thrilled joining the courses, when I completed my A2 level, I was able to read, write a little bit, I understood conversations happening in front of me, but I could not speak, I was also a little timid.
Now I feel that I exist. I am indispensable to my husband and family just because I am able to understand and reply, I may be even overcommunicating these days. (she laughs)  

Speaking Turkish is not easy, but I will keep on practicing and I am no longer shy. Do you know that it took me 5 days to memorize a greeting for a newly born baby and be able to spell in Turkish with ease? 
Now I can say “May God let her grow up with her mother and father”.
I was thrilled when I said it.”

Farah’s motivation to speak Turkish is evident, as she showed enormous improvement in only (4 weeks) and she is still attending the Turkish courses offered by RET & UN Women Turkey regularly. We needed an interpreter during the interview, yet Farah was able to understand all our questions in Turkish and answer them partially. 

RET in Turkey and with the support of UN Women, launched the Turkish Language Clubs (TLC) in Kilis and Mardin. These clubs offer language courses to Syrian refugee women through Turkish local women partners, with the aim to empower both Syrian and local women in Turkey and increase social cohesion. In addition, the project raises awareness about gender-based violence and GBV prevention, along with providing psychosocial, health and reproductive counselling.

TURKISH

Farah 41 yaşında. 6 yıl önce ülkesinden, Suriye’den kaçarak Türkiye’ye geldi ve Türk bir adamla evlendi. Farah, karşılaştığı sosyal engelleri ve özellikle dil engelini nasıl aştığını açıklayarak hikayesini paylaşıyor.

“Buraya gelmeden önce Türkiye-Suriye sınırında küçük bir köyde yaşıyordum. Köyün tamamı, savaşın yoğunlaşması ve kötü yaşam koşulları nedeniyle Türkiye’ye gitmeye karar verdi. Bazıları yasadışı yollardan geçmeye çalışırken, ben Türkiye’ye Türk bir adamla evlenerek geldim.”

Eşimle daha önce tanışmamıştım hatta konuşmamıştım bile; iyi bir hayat yaşamak ve daha parlak bir gelecek  sahip olmak için tek fırsatımdı.

Nehri geçerek Türkiye’ye gelirken güneş yeni doğuyordu, ama etraf yine de karanlıktı, burası eşimle ilk kez tanıştığım yerdi. Ben Türkçe konuşamıyordum; eşim ise Arapça konuşamıyordu ve ikimiz de yakalanmaktan korkuyorduk ama  nehri geçmeyi başardık. Dil ikimizin arasındaki ilk sosyal engel oldu, söyleyecek sözümüz yok gibiydi, sesler ve beden dili kullanarak iletişim kurduk.

Bir tercüman aracılığıyla evlendik ve ben düşünmeye devam ettim, tercüman gittiğinde ne yapacaktım? Ancak bunu düşünmek için çok geçti ve ben evlenmiştim bile.

Kendimi çok yalnız ve kimsesiz hissettim. Konuşamıyordum, anlayamıyordum, kelimenin tam anlamıyla burada değersiz olduğumu hissettim.  Umutsuzluğa kapıldım çünkü  Türkçe  bilmiyordum. Kimseyle konuşamıyordum, eşimle bile. Duygularımı kelimelerle ifade edemiyordum.

Eşimin ailesi sık sık ziyarete gelirdi, ancak kimse bana Türkçe öğretmeyi teklif etmezdi, benimle iletişim kurmaya bile çalışmazlardı. Eşimle bile günlerce tek kelime etmediğim zamanlar oldu. Sesimi kaybetmiştim ve 27 kişilik bir ailede kendimi yapayalnız hissediyordum.

Bir gün, eşimle birlikte yürürken ücretsiz Türkçe derslerinin verildiğini yazan bir afiş gördüm. Arapça yazılmıştı ve çok heyecanlanmıştım. Eşimden izin alarak, kursa kayıt oldum ve düzenli bir şekilde derslere  katılmaya başladım. Böylelikle, RET ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye ile tanıştım.

Şuan hayatın içinde olduğumu hissediyorum. Eşimi ve tüm aileyi anlayabildiğim ve onları cevaplayabildiğim için onlara dahil olduğumu hissediyorum, belki bu günlerde biraz fazla iletişim kuruyor bile olabilirim. (Gülüyor.)

Türkçe konuşmak kolay değil, ama pratik yapmaya devam edeceğim ve artık utangaç değilim. Yeni doğmuş bir bebek için bir “Allah analı babalı büyütsün” deyimini ezberlememin ve bunu Türkçe olarak hecelememin 5 gün sürdüğünü biliyor musunuz? Şimdi “Allah analı babalı büyütsün” diyebiliyorum. İlk söylediğimde çok heyecanlanmıştım.”

Farah’ın Türkçe konuşma motivasyonu çok yüksek, çünkü sadece 4 haftada muazzam bir gelişme göstermiş ve halen RET & Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye işbirliği ile verilen Türkçe kurslarına düzenli olarak katılıyor.  Röportaj sırasında bir tercümana ihtiyacımız vardı, ama Farah tüm sorularımızı Türkçe anlayabildi ve kısmen cevapladı.
Türkiye’de RET ve & Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin desteğiyle Kilis ve Mardin’de Türkçe Dil Kulüplerini (TLC) başlattı.  Bu kulüpler Suriyeli mülteci kadınlara Türkiye’deki yerel kadınların katılımı ve eşliğinde  hem Suriyeli hem de yerel kadınları güçlendirmek ve sosyal uyumu artırmak amacıyla dil kursları sunmaktadır. Buna ek olarak, proje psikososyal, sağlık ve üreme danışmanlığı sağlamanın yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyete  dayalı şiddetin  önlenmesi konusunda farkındalık yaratmaktadır.